İnsan hayatını genelde bir anda değiştirmez. Daha çok küçük ertelemelerle yönünü kaybeder. “Şimdi değil”, “Biraz daha hazır olayım”, “Şu dönem geçsin”, “Şartlar netleşsin” gibi cümleler ilk bakışta mantıklı görünür. Zaten problem de burada başlar. Erteleme çoğu zaman tembellik değildir; rasyonel gibi görünen gerekçelere sarılmış bir güvenlik arayışıdır. İnsan risk almak istemediğini söyler ama çoğu zaman aldığı en büyük risk, hiçbir şeyi değiştirmemektir. Çünkü değişmemek yavaş bir risktir. Hemen acıtmaz ama zamanla alan daraltır.
Hayatımın farklı dönemlerinde bunun iki ayrı versiyonunu gördüm. Basketbol oynadığım yıllarda hedef netti. Bir sonraki sezon, bir üst lig, daha iyi performans. Sakatlık sonrası plan bir anda ortadan kalktı. İlk refleks yeni bir plan yapmak değil, bir süre beklemek oldu. “Belki toparlarım”, “Belki dönerim.” Aslında beklediğim şey bir mucize değil, eski netliğin geri gelmesiydi. İnsan bazen yeni bir yön seçmektense eski yönün geri gelmesini umut eder. Çünkü yeni yön bilinmezdir. Beklemek daha güvenli hissettirir.
Benzer bir şeyi inşaat işine girdiğimiz dönemde yaşadım. İşler kötüye gitmeye başlamıştı ama insan bir süre görmek istemiyor. “Düzelir”, “Bu geçici”, “Piyasa toparlar.” İşte erteleme burada başlıyor. Gerçekle yüzleşmek yerine zaman satın almaya çalışıyoruz. Oysa zaman satın alınamıyor; sadece risk büyüyor. İflas bir günde gelmiyor. Küçük görmezden gelmeler birikerek geliyor.
Ertelenen şey çoğu zaman karar değildir; kimliktir. İnsan değişirse kim olacağını bilmediği için bekler. Pilotluğu bırakma sürecinde bunu çok net hissettim. Güvenli bir meslek, net bir unvan, tanımlı bir çevre. “Şimdi değil” demek kolaydı. Hatta mantıklıydı. Pandemi geçsin, sektör toparlasın, bir yıl daha uçayım. Fakat her “bir yıl daha” cümlesi aslında konforu koruma refleksiydi. Değişim riskliydi ama aynı yerde kalmak da görünmeyen bir riskti. İnsan genelde görünmeyen riski ciddiye almaz çünkü günlük hayat akmaya devam eder. Maaş gelir, rutin sürer, çevre değişmez. Dışarıdan bakıldığında her şey stabildir. İçeride ise potansiyel yavaş yavaş daralır.
Ertelenen hayat dramatik görünmez. Kimse bir sabah uyanıp “hayatımı ertelemeye başlıyorum” demez. Daha küçük başlar. Yeni bir fikir gelir, not alınır ama uygulanmaz. Yeni bir eğitim düşünülür ama kayıt yapılmaz. Yeni bir ülke hayal edilir ama araştırma yapılmaz. “Daha zamanı var” cümlesi rahatlatıcıdır çünkü karar yükünü ileri tarihe taşır. O an için stres azalır. Fakat ertelenen her karar, gelecekte daha ağır bir karar olarak geri döner.
Havacılıkta bir prensip vardır: küçük bir sapma erken fark edilmezse zamanla büyük bir rota hatasına dönüşür. Birkaç derecelik yanlış açı uzun mesafede ciddi konum farkı yaratır. Hayatta da benzer. Küçük ertelemeler yönü fark ettirmeden değiştirir. Beş yıl sonra bakıldığında insanın bulunduğu yerle hayal ettiği yer arasında büyük mesafe oluşur. Aradaki fark genelde tek büyük hata değil, küçük ama sürekli ertelemelerdir.
İnsan neden erteler? Çünkü netlik ister. %100 emin olmak ister. Oysa hiçbir önemli karar yüzde yüz net değildir. Amerika’ya giderken de emin değildim, Kuveyt’e taşınırken de, pilotluğu bırakırken de. Emin olmak başka bir şeydir, hazırlıklı olmak başka. Çoğu insan emin olmayı bekler. Hazırlık yapmayı değil. Eminlik hissi gelmez çünkü belirsizlik doğaldır. Hazırlık yapılırsa belirsizlik azalır ama hiçbir zaman sıfırlanmaz.
Ertelenen hayatın bir diğer sebebi sosyal çevredir. İnsan çevresindeki ortalamanın dışına çıkmak istemez. Farklı bir karar alındığında görünmez bir baskı oluşur. “Gerek var mı?”, “Niye risk alıyorsun?”, “Elindekinin kıymetini bil.” Bu cümleler çoğu zaman kötü niyetli değildir. Ama istikrarı kutsar. Oysa istikrar ile durağanlık aynı şey değildir. Biri bilinçli tercihtir, diğeri alışkanlık.
Zamanla şunu fark ettim: İnsan riskten değil, pişmanlıktan korkuyor. Fakat ironik olan şu ki, erteleme de bir risk. Üstelik geri alınamaz bir risk. Kaybedilen para geri kazanılabilir, kaybedilen statü yeniden inşa edilebilir, ama kaybedilen zaman geri gelmez. En pahalı kayıp çoğu zaman görünmeyendir.
Ertelenen hayat genelde konfor alanında yaşanır. Konfor alanı tehlikeli değildir, ama büyütmez. Güvende hissettirir ama genişletmez. Pilotlukta en tehlikeli anlar panik anları değil, aşırı rahat anlar olarak öğretilir. Çünkü dikkat azalır. Hayatta da benzer. Her şey yolundayken en çok uyuma eğilimi oluşur.
Bir kararın doğru olup olmadığını zaman gösterebilir. Ama bir kararı hiç almamak, o ihtimali baştan siler. Bu yüzden mesele büyük cesaret gösterileri değil. Küçük ama tutarlı hareketler. Araştırmak. Denemek. Küçük adım atmak. Beklemek yerine hazırlık yapmak.
Hayatı ertelememek demek her şeyi bırakıp radikal kararlar almak değildir. Bazen sadece ilk adımı atmaktır. İlk telefon, ilk mail, ilk deneme, ilk plan. Hareket başladığında belirsizlik azalır. Hareket yoksa belirsizlik büyür.
Belki de soru şu: Bugün ertelediğin şey gerçekten riskli mi, yoksa sadece henüz netleşmemiş mi? Eğer netleşmemişse çözüm beklemek değil, araştırmaktır. Çünkü beklemek ilerleme değildir. Sadece zaman geçişidir.
Hayat bir anda kaçmıyor. Küçük ertelemelerle yavaş yavaş uzaklaşıyor.