Bilgiyi Aktarmanın Asıl Bedeli

 

Bir konuyu gerçekten öğrenmenin en hızlı yolu onu öğretmektir. Bu cümleyi ilk duyduğumda kulağa hoş gelen bir söz gibi gelmişti. Gerçek anlamını ise öğretmeye başladığımda anladım.

Bir şeyi bildiğini sanmakla, onu başkasına anlatabilecek kadar bilmek arasında ciddi fark vardır. Kendi içinde net görünen birçok bilgi, anlatmaya çalıştığında dağılır. Boşluklar ortaya çıkar. Varsayımlar yakalanır.

Öğretme süreci insanın bilgisini test eder. Hem de acımasızca.

Uçuş eğitmenliği yaptığım dönemde bunu çok net yaşadım. Bir manevrayı yapmak başka, o manevrayı nedenleriyle anlatmak başkadır. Öğrenci “neden böyle yapıyoruz?” diye sorduğunda, ezber bilgi yetmez. Mantık gerekir. Sebep gerekir. Bağlantı gerekir.

İyi öğretmenlik sadece doğruyu söylemek değildir. Yanlışı güvenli biçimde yaptırıp fark ettirebilmektir. Çünkü kalıcı öğrenme çoğu zaman kontrollü hata ile olur. Bu da sabır ve yapı ister.

Öğretirken şunu da fark ediyorsun: herkes aynı şekilde öğrenmez. Kimi görerek anlar, kimi duyarak, kimi yaparak. Tek anlatım tarzına saplanan eğitmen öğrenci kaybeder. Adaptasyon burada da devreye girer.

Eğitmenlik egoyu törpüler. Çünkü karşındaki anlamadıysa suç çoğu zaman anlatandadır. Bu bakış açısı gelişimi hızlandırır. “Ben anlattım oldu” yaklaşımı ise öğretimi öldürür.

Bilgiyi aktarmaya çalışırken kendi düşünce sistemini de düzenlemek zorunda kalırsın. Konuyu adımlara bölersin. Önceliklendirirsin. Basitleştirirsin. Bu da zihinsel netlik üretir.

Öğretmenin bir başka etkisi de sorularla gelir. Öğrenciler beklemediğin sorular sorar. Senin hiç sorgulamadığın noktaları açar. Bu sorular bazen yeni anlayış kapılarıdır. Öğreten kişi de o kapıdan geçer.

İyi eğitim ortamlarında geri bildirim çift yönlüdür. Sadece öğrenci değerlendirilmez, yöntem de değerlendirilir. Bu kültür varsa kalite artar. Yoksa tekrar eden hatalar kalıcı olur.

Bir süre sonra şunu görürsün: öğretmek bilgi aktarmak değil, düşünme biçimi aktarmaktır. Prosedür ezberletmek değil, karar çerçevesi kazandırmaktır.

Gerçek öğrenme, doğru cevabı bilmekten çok doğru soruyu sorabilmekle ilgilidir. İyi eğitmen cevap dağıtan değil, soru ürettiren kişidir. Bilgi paylaşıldıkça azalmaz, derinleşir. Anlattıkça büyür. Sadeleştirdikçe güçlenir. Ve çoğu zaman en çok gelişen kişi, sınıfın önündeki kişidir.